13 Temmuz 2009 Pazartesi

Terör'e karşıyım. Çünkü..


Terör'e karşıyım.

Çünkü fiziksel ya da zihinsel, hangi gruba ait görsek de kendimizi, her şeyden önce insan olduğumuzu düşünüyorum. Ve insanın insanı öldürmesine karşıyım.

Bir Tanrı'ya inansam da, inanmasam da, insanın insanı öldürmesini haddini aşmak ve Tanrıcılık oynamak olarak görüyorum.

Terör'e karşıyım.

Ama işime gelmediği için değil! Bu yüzden, Terör'ün her türlüsüne karşıyım. Terör Karşıtlığı maskesi altında Irkçılık yap(tır)maya da karşıyım, Irkçılık Karşıtlığı maskesi altında Terör Karşıtlığı'nı engelle(t)meye de..

Terör'e karşıyım.

Çünkü bence gerçek mücadele sadece düşüncelerle verilebilir. Hiç bir düşünce bir diğerine göre mutlak üstün olamaz. Düşünce, düşüncenin fitnesidir ve düşüncelerin gelişmesi için çarpıştırılması gerekir. Onu yok etmek içinse, o yokmuş gibi yapmak yeterlidir. Zira düşünce çimen gibidir: Üstüne basıldıkça büyür, gelişir..

Bu bağamda, gerçek mücadelenin silahları bence sırasıyla sanat, bilim ve siyasettir. Bunların yerine seçilen demirden silahlar ise mücadelenin haklılığına gölge düşürür, düşüncenin çaresizliğini gösterir. Kurşunlarla düşünenler öldürülebilir, düşünceler değil!

Terör'e karşıyım.

Türklerin, Kürtlerin ve Çinlilerin öl(dür)mesine karşıyım.
Alevilerin, Sünnilerin ve Gayri-Müslimlerin öl(dür)mesine karşıyım.
Sağcıların, Solcuların ve Polisin öl(dür)mesine karşıyım.
Ve insanın öl(dür)mesine sebep olan şeylerin, bu şekilde sebepleştirilmesine de..
Ve onları bu şekilde sebepleştirenlere de..

7 yorum:

murat tugrul dedi ki...

Bu yazındaki felsefene (düşüncelerine ve duygularına) katılıyorum Onur. 3 aşağı 5 yukarı kendi kendime aynı şeyleri söyler oldum nicedir.

Ama benim derdim belki de bir çok felsefenin aksiyona dönüşmesindeki zorlukta yuvalanmış vaziyette. Somut örnekle konuşayım en iyisi: Askerlik bana göre devlet denen yapının (senin tabirinle) ''terör'' gücü. Bahsettiğin felsefeyi benimseyen biri olarak ne yapacağımı kurguluyorum 3-4 aydır: Vicdani red. Ama pratik durumu düşündüğümde bunun bana nelere mal olacağını düşünmeden edemiyorum.

Evrim çalışmanın bana kazandırdığı güzel şeylerden biri de bir felsefe akımının dahi evrimsel süreçten (yani birey ve grup kültürü üzerinden) geçmek zorunda olduğunu düşünmek oldu (aslında bunu tersinden de oku: bugüne ulaşmış felsefeler onu sahiplenen bireyleri de taşıdı). Bizim gibi barışçıl insanlar var; hep oldu, olacak. Bu barışçıl felsefenin nasıl güçlenebileceğini düşünmeye yormalıyız (aslında yine korkutucu soru geliyor aklıma: evrimsel düşüncede bunun imkansız olup olmadığı).

Barışla (selam, salom) yaşayalım..

Sevgilerle..

Hasan Tayyar Beşik dedi ki...

Fazla humanist buldum. Tekrar üzerinde düşünmem gerektiğinin bilincindeyim.

kötü "sanat, bilim ve siyaset" inşaa ettiği katı yapılar (insanlar da dahil) yıkılması gerektiğinde bunu bir başka "sanat, bilim ve siyaset" yıkamayabilir.

------


"Çünkü bence gerçek mücadele sadece düşüncelerle verilebilir."
Hata bu yaklaşımınızı biraz da pasifist buldum. Düşüncelerin güçlenmesi zaman alabilir ve zamanla yok olabilir fakat düşünceyele güçlendirilmiş aktif fiziksel mücadeleler çok kısa sürede etkisini gösterir(Şu an kendime tarihten örnekler vererek böyle düşünüyorum. Fakat üzerinde derince tekrar düşünmem gereken önemli bir konu sanırım. Zira -samimi olmak gerekirse- terör anlamını henüz zihnimde oluşturamadm.)

Hasan Tayyar Beşik dedi ki...

Ayrıca bu blogu sürekli takip ediyorum :)

(bu ek mesajı, bir öncekinde "Yanıt yorumlarını e-postayla gönder" seçeneğini seçmeyi unttuğum için ekledim)

,,sU LeKeSi dedi ki...

Düşünceler eylem üretir. "Gerçek mücadele düşüncelerle verilebilir" derken düşünce ürünü olmayan eylemler üzerinden verilen mücadeleyi dıştalamış oldum sadece. Yoksa bu mücadelenin silahlarını niye sanat, bilim ve siyaset olarak sıralayım.. Her biri bir eylem alanı.. "Eylemler üzerinden kişiler değil, düşünceler çarpıştırılmalı" demek istedim. Özellikle de bu eylem alanlarında..

Şeyh Bedrettin okumayı, V for Vendetta izlemeyi ya da Karagöz - Hacivat hikayeleri dinlemeyi bu yüzden seviyorum ;)

Sanat, bilim ve siyaset ne kadar öz-ü-gürse, o kadar güçlü oluyor. Bu yüzden kötü sanat, bilim ve siyasetle kurulan gerçek ve tüzel kişiliklerin bu araçlar öz-ü-gürleş(tiril)medikçe yıkılamayacağını düşünüyorum. Başka silahlarla yıkılabileceklerini isle asla mümkün görmüyorum.. Tabii bu eylem alanlarından birinde beni aksine ikna etmezsen ;)

,,sU LeKeSi dedi ki...

Hümanizm konusuna gelirsek.. İnsanlar arası ilişkiler söz konusuysa merkeze sadece insan olmayı koyarım, evet. Ama Canlılar arası ilişkiler söz konusuysa merkeze insan olmayı değil, canlı olmayı koyarım. Bu anlamda sadece kısmi Hümanist olur benden ;)

Hasan Tayyar Beşik dedi ki...

Evet anladım. Sadece ilk okuyuşta popüler şiddet karşıtı bir yazıymış gibi geldi ve üstün körü geçtüm üstünden. Ve de "sadece düşüncelerle verilebilir" kısmına fazla takmışım.

----
Düşünceler eylem üretir. "Gerçek mücadele düşüncelerle verilebilir" derken düşünce ürünü olmayan eylemler üzerinden verilen mücadeleyi dıştalamış oldum sadece.
----
anlıyorum.


Yine de şöyle düşünüyorum:
Bize tehdik olan bri yapı varsa yıkmamız gerekmekte midir?
Bence evet. Bekleyerek ve şiir yazarak bir bilinç oluşturmak ve yıkılmasını beklemek çok uzun sürer.
İşte bu yapıyı yıkmak için temel araç silahlı mücadele olacaktır. Her konuda sonuna kadar barışçıl olsam da sadece bu konuda silahlı mücadelenin gerekliliğinden yanayım. Aklıma çok acı örnekler geliyor.
Bosna'nın ve Filistin'in direnişi gibi (elbette bu direnişlere terörizm demiyoruz ama buradaki direnişler insanların öldüğü/öldürüldüğü ve silah kullanılan direnişlerdir). Oralarda elbette mücadeleyi ayakta tutmak için temeli sağlam bir düşünce yapısı ve inanç inşa edilmiştir ve fikri/siyasi açıdan da mücadele devam etmektedir fakat temelde direniş silahlı mücadele ile ilerlemiştir ve fikri açıdan da desteklenmiştir.

Nihayetinde bu yazıya temelde katılmamak elde değil ama...

,,sU LeKeSi dedi ki...

Silahlı mücadele deyince aklıma önce Sümerliler geliyor hep. Sümer şehirlerine silahlarla giren Babil askerlerinin Sümerlileşiyoruz diye kaçıştıklarını düşcemde canlandırdıkça keyifleniyorum.

Biliyorum, günümüzde böyle bir kültür oluşturma potansiyelimiz olsa, imkan tanımadan şehirlerimizi tepemize yıkarlar. O zaman da tüm silahları etkisiz hale getirecek bir silah düşlemeye başlıyorum.

iZ-LeYiCiLeR

e-PoSTa iLe İZ-Le